+Ana
Sayfa
+Datça
Tarihi
+Datça
Resimleri
+Datça
Hikayeleri
+Datça
Haritaları
+Datça'da
Sanat
+Datça
Kronolojisi
+Datça'da
Yaşam
+Doğa Yürüyüşü
+Datça'ya
Ulaşım
+Ulaşım
Bilgileri
+Flora-Fauna
+Tarım-Bitki
Örtüsü
+Görülecek
Yerler
+Eski
Datça
+Knidos
+Gece
Hayatı
+Yöresel
Yemekleri
+Günlük
Turlar
+Konaklama
+Mavi
Tur
+Emlak
+Ziyaretçi
Defteri
+Resmi
Kurumlar
+Otobüs
İşletmeleri
+Linkler
+İletişim
+E-Mail |
Datça'da Yaşam
|
Datça’da tatil geçiriyorsanız
çevreyi gezmeyi ihmal etmeyin. Deniz, kum ve güneşin
alâsı var, ama daha fazlası da var. Datça şehir
merkezinden çevre koylara ve Knidos’a dolmuşlar
çalışıyor. Hem karadan, hem de denizden. Kendi
aracınız yoksa eğer, denizden günübirlik tekne
turlarına katılmanızı öneririz. Datça’nın denizi bol
balık verir. Etraftaki dağlar da kara avcılığı için
uygundur. Olta atmak için de çok uygun kayalıklar
bulacaksınız. Sörf meraklıları için de ideal yerdir
Datça koyları. Dalma sporuna meraklı olanlar için de
denizin dip zenginliği görülmeye değer.
Datça’lı bir rehberiniz varsa vadileri,
yamaçları aşarak yapılacak zorlu bir yolculuk
sonunda Datça Hurması’nı görebilirsiniz. Bu ağaç tam
65 milyon yıl geçmişten gelen bir tür. Yarımadanın
en ücra köşelerinden birinde karşınıza çıkıverir.
Ama kendi başınıza aramaya kalkmayın, hem bulma
şansınız az, hem de çevrede ayı, domuz gibi
tehlikeli olabilecek yabani hayvanlara rastlama
riski var.
Kızlan köyü
Yarımadanın tipik
yeldeğirmenlerini görmek istiyorsanız Datça’ya 8 km.
uzaklıktaki Kızlan Köyü’ne gitmelisiniz. Yarımadanın
en çok rüzgar alan bölgesi de burasıdır.
Gebekum
Datça’ya
4 km.
kala, (Yeldeğirmenlerine gelmeden önce) Perili Köşk
tabelasını gördüğünüzde sola, 1 km’lik toprak yola
sapıyorsunuz. Yol sizi kumsala ulaştırıyor.
Uzunluğu 7 km’yi bulan kumsalı olan
Gebekum denize girmek için çok uygun. Kumsal,
rüzgarın da etkisiyle kendisini çoğaltıyor ve
yayılıyor. Karşısındaki adaya denizden yürüyerek
ulaşmayı sağlayan bir de sığlık oluşmuş, kumul
hareketleriyle. Gebekum’da kalınabilecek iyi bir
tesis var. Perili Köşk Oteli. Daha çok yatlara
hizmet veriyor. Su sporları ve özellikle sörf
meraklıları için gerekli teçhizat da bulunuyor.
Çevrede balıkçı teknekeleri var. Mevsiminde iyi
balık da çıkıyor ama balık lokantası yok. Perili
Köşk Otel lokantasından yararlanabilirsiniz.
|
|
Datça’nın en canlı noktası yat limanının çevresidir.
Hergün çok sayıda tekne uğrar bu limana. Teknelere
de servis veren her türlü alışveriş yeri dağılmıştır
liman çevresine. Hem liman çevresinde, hem de şehir
merkezine açılan cadde ve sokaklarda kaliteli
lokantalar, renkli barlar bulabileceksiniz.
İskele mahallesinde suyu denize bağlı
bir minik göl göreceksiniz. Merkeze 3 km uzaklıkta
Datça’nın eski merkezi Reşadiye mahallesinde
geleneksel Türk taş evleri meraklıları için ilginç
olabilir.Selçuklu döneminden kalma camisiyle 7 km
uzaklıktaki Hızırşah köyü de unutulmamalı.
MÖ. 4. yy’da işletildikleri anlaşılan ve
kazı çalışmaları süren Seramik Atölyeleri’ni Eski
Datça ile Hızırşah Köyü arasında görebilirsiniz.
Özel mülkiyette olan Reşadiye Eski Konak diye
adlandırılan ev özellikle iç nakışları ve tavan
süslemeleri ile ilgi çekicidir.
Ege ile Akdeniz’in buluşma noktasıdır
Datça. Marmaris’ten batıya uzanan 70 Km.
uzunluğundaki Datça Yarımadası’nın bir yüzü
Akdeniz’e, bir yüzü Ege’ye bakar. Knidos antik
kentinin bulunduğu yarımadanın uç noktasına
gidenler, iç limanın Akdeniz, dış lımanın Ege suları
olduğunu bilip, heyecanını duyabilirler bu keyifli
coğrafyanın. Datça Yarımadası bir büyük yarımada.
Bencik limanından, yarımadanın en dar yerinden
başlıyor ve Knidos’a kadar uzanıyor.
Haritada koptu kopacak gibi gözüken bu
en dar yerin Hisarönü körfezine bakan tarafı Bencik
limanı, Gökova körfezine bakan tarafı Bördübet.
Arasındaki mesafe 800 metreye kadar iniyor. Bir ara
bu dar yeri açıp da Datça’yı ada haline getirmek
isteyenler bile olmuş. Tarihin babası Heredot’a göre
Perslerin İonia’ya girmesi üzerine Knidos’lular
Balıkaşıran Mevkiindeki bu dar kıstağı kazarak
yurtlarını ada haline getirmek istemişler. Çok çaba
harcamışlar ama yarımada anakaradan kopmamak için
direnmiş. Taşları kıranların başta gözleri olmak
üzere her yerlerinde onulmaz yaralar açılmaya
başlamış. Bunun üzerine vazgeçmişler.
Bu inatçı topraklar belki de daha da
dirençlidirler artık. Türkçe’nin büyük şairi Can
Yücel Datça’da gömüldü de torunu “Dedemi ektiniz mi
?” diye sorduydu.
Coğrafya bilgini Strabon “Tanrı çok
sevdiği kulunu uzun ömürlü olması için Datça
Yarımadası’na gönderir,” demiş. Bu öyle boşuna
söylenmiş bir söz değildir. Yörede anlatılan bir
öykü Strabon’u doğruluyor: Günümüzden 4-5 yüz yıl
kadar önce İspanyol korsanlar Datça’nın açıklarından
geçerken gemideki cüzzamlı hastaları atmaya karar
vermişler ve yanaşıp Sarıliman Koyu’na bırakmışlar.
Ölüme terkedilen cüzzamlılar Datça’nın bol oksijenli
havasıyla iyileşmişler, yaraları kapanmış. Emecik
Dağı’nın eteklerine bir köy kurup burada yaşamaya
başlamışlar. Bu toprakların, bu yurdun insanı
olmuşlar. Emecik’te kimse bu hikayeyi hatırlamıyor,
dahası böyle bir öyküden hoşlanmıyorlar. Öykü doğru
mudur, yakıştırılmış mıdır bilinmez ama Datça’nın
havasının insanı sağlıklı kıldığı gerçektir. Belki
bu nedenledir ki Dorlar bu bölgede 50’nin üzerinde
yerleşim kurmuşlar. 2700 yıl önce yarımadanın nüfusu
70.000’in üzerine çıkmış. Şimdilerde nüfusun
15.000’i bile bulmadığı düşünülürse ne olağanüstü
bir uygarlıktan söz edildiği anlaşılır.
Son yıllarda Datça yeniden keşfediliyor.
Kalabalıktan, gürültüden, kirlilikten kaçanlar
Datça’yı ömürlerinin sonuna kadar kalacakları bir
mekan olarak belliyorlar.
Siz de Datça’yı günübirlik bir uğrak
yeri gibi düşünmeyin. Yarımadanın etrafında tamı
tamına 52 koy bulacaksınız. Kimisine sadece denizden
ulaşılabilen bu koylardan biri gün boyu sadece size
ait olabilecek. Kalabalık ve plaj arayanlar toplam
13 km uzunluktaki plajlardan birine atabilirler
kendilerini. Datça plaj ve koylarındaki denizin
güzelliğini, akvaryum duruluğundaki suyunu
unutamıyacaksınız.
Küçük ve güzel oteller bulabilecek,
tekneyle koylarında dolaşabilecek, Knidos antik
kentinin etkileyici kalıntıları arasında keşiflerde
bulunacak, renkli Datça akşamlarında hoş anılar
biriktirebileceksiniz.
|
|
El
sanatları ve pazar yeri
Datça’nın en değerli el
sanatı iğne oyasıdır. İğne oyası yapımında
kullanılan has ipek evlerde ipek böceği yetiştirilip
ipeğin istenildiği gibi bükülerek pişirilmesiyle
elde edilir. Bu ipek ipliklerden iğne ile motifler
elde edilir veya büyük eşya örtüleri yapılır. İğne
oyası bu örtüleri Cumartesi günleri kurulan Pazar
yerinden, butiklerden ve hediyelik eşya satan
dükkanlardan satın alabileceğiniz gibi ilçe
merkezine 3-5 km. uzaklıktaki köylerdeki evlerden de
alabilirsiniz.
Datça Sındı köyünde Kaymakamlık tarafından kursla
desteklenen kilimcilik ilgi görüyor. Eski Datça
Mahallesinde 1940 yapımı eski okul binası,
Kaymakamlık tarafından restore edilmiş ve El
sanatları Merkezi’ne dönüştürülmüş. Merkezde
Datça’lı kadınların el emekleriyle üretilen kilim,
dokuma ve oya işlemeler butiklerde, pazar yerlerinde
satılıyor.
Su
sporları ve dalış merkezleri
Gebekum’a ve
Periliköşk’e gittiğinizde sörf yapabilirsiniz.
Periliköşk’te Yelken şansınız da bulunmakta.
Datça’da dalış kulüplerinden biri şehir merkezinde,
diğeri Datça Aktur’dadır. Dalış yapmak isteyenler bu
iki merkezden birini tercih edebilirler. Bunların
yanı sıra Özbel mevkiindeki Villa Datça’nın su
sporları etkinliklerinden de yararlanabilirsiniz.
Yeme-İçme
Datça’nın geleneksel
sayılabilecek yemekleri arasında keşkek ön
sıradadır. Yaprak sarma, kısır geleneksel düğün
sofralarında yerini alır mutlaka. İlginç adlarıyla
Datça otlarıyla yapılan çaylar arasına Elmasçık,
Harpız, Garağan, Sepsuyu, Isırgan sayılabilir.
Sofraların olmazsa olmazı ise ünlü Datça bademiyle
yapılan bademli incirdir.
Datça
Bademi
Türkiye’nin en güzel ve
lezzetli bademi Datça’da yetişir. Nurlu’su, ak’ı,
kababağ’ı, dedebağ’ı, sıra’sı ve diş’iyle çeşit
çeşittir. En kalitelisi nurlu, en kolay yeneni ise
kabuğu ince, dişle kırılabileni dişli bademdir.
Badem’in dış kabukları yeşil ve taze iken yenilenine
Çağla denir. Şubat-Nisan arası çıkar. Meyhanelerde
gezgin satıcıların tepsiler içinde buza yatırarak
sattıkları iç badem Mayıs-Haziran aylarında içi
olgunlaşmış bedemin kabuğundan çıkarılmasıyla elde
edilir. Temmuz-Ağustos aylarında ağacında dış
kabukları açıldıktan sonra toplanan, güneşte
kurutulup kabuklarıyla ya da kırılarak içi satılana
da badem ya da kuru badem denir. Datçalılar kuru
incirin içine bir ya da iki adet badem koyup
fırınlıyor, adına bademli incir diyorlar ya da balla
karıştırarak kavanozlarda ballı badem diye de
sürüyorlar pazara.
Salyangoz Yemeği
Datça’da bir çok ilginç
şey göreceğinizi söylemiştik. Bunlardan biri de
yörede karavilla denilen salyangozlardan yapılan
yemeğin yılda bir kaç kez şifa niyetine yenmesi.
Salyangozların mart ayına doğru topraktan çıkıp
canlanan bitkilere doğru yürümesi ile başlayan
salyangoz mevsimi “üç yağmurlara” kadar sürüyor.
Datça’lılar salyangoz yiyenin basur hastalığına
yakalanmadığına, yakalanmış olanların da
iyileştiğine inanıyorlar
Günübirlik tekne turları
Datça limanından sabah
kalkan tekneler yarım ya da tam günlük geziler
düzenliyor çevredeki koy ve büklere. Yarım günlük
turlarda merkezden Mesudiye köyü koylarına kadar
gidilip dönülüyor. Tam günlük turların hedef noktası
ise Knidos. Gidiş ve dönüşte koylarda yüzme ve yemek
molası veriliyor. Uğranılan önemli koy ve bükler
arasında Kargı koyu, Hayıt ve Kızılbük, Palamut bükü
yer alıyor.
|
Kaynak : Muğla Kültür ve Turizm
Müdürlüğü |
|
Tüm kullanım hakları datcarehber.com a aittir. © 2005 datcarehber.com |
|
Tasarım:
jerfi
şirin |
|