+Ana
Sayfa
+Datça
Tarihi
+Datça
Resimleri
+Datça
Hikayeleri
+Datça
Haritaları
+Datça'da
Sanat
+Datça
Kronolojisi
+Datça'da
Yaşam
+Doğa Yürüyüşü
+Datça'ya
Ulaşım
+Ulaşım
Bilgileri
+Flora-Fauna
+Tarım-Bitki
Örtüsü
+Görülecek
Yerler
+Eski
Datça
+Knidos
+Gece
Hayatı
+Yöresel
Yemekleri
+Günlük
Turlar
+Konaklama
+Mavi
Tur
+Emlak
+Ziyaretçi
Defteri
+Resmi
Kurumlar
+Otobüs
İşletmeleri
+Linkler
+İletişim
+E-Mail |
Knidos

 |
Knidos, Muğla’nın Datça
İlçesi’nde, Reşadiye Yarımadası’nın ucunda bulunmaktadır.
Tarihçi Diodoros, Knidos’ta yaşayanların teselya’dan gelen göçmenler
olduğunu ileri sürmüştür. Burada yapılan kazılar ise yöredeki
yerleşim başlangıcının M.Ö.VII.yüzyıla tarihlendiğini açığa
çıkarmıştır. Knidoslular M.Ö.IV.yüzyılın ortalarına kadar Datça’nın
kuzey doğusundaki yarımadada yaşamışlar, sonra da bugünkü yere
yerleşmişlerdir. |
Teselya’dan gelen göçmenler sonraki yıllarda Datça
Yarımada’sının güney ucuna taşınarak orada yeniden kurdukları kentte
yaşamlarını sürdürmüşlerdir.
Herodot’a göre Spartalı’lar Knidos’u bir koloni kenti olarak
kurmuşlardır. Zamanla güçlü bir konuma gelen Knidos, komşu kentleri
Lindos, kamiros, İtalyysos, Kos, Halikarnasos ve Delos ile birlikte
Dor Hexapolisini oluşturmuşlardır. |

 |
 |
Fenikeliler ile denizcilikte yarışacacak kadar ilerlemişlerdir. Bunun sonucu olarak da Lipori de
kendine ait bir koloni, Miletos’un Nil deltasındaki koloni kenti
Naukratis’de de imalathane kurmuşlardır. Knidoslular gün geçtikçe
genişleme politikası güden Lydialılara karşı bir önlem olarak
Reşadiye Yarımadası’nı karadan ayıracak kanalın yapımına
başlamışlar, ancak M.Ö.546’daki pers saldırısı nedeniyle
tamamlayamamışlardır. |
|
Persler Knidos’a zarar vermemişler, M.Ö.540’da
diğer İon kentleriyle birlikte Delphi’de bir hazine binası (tesarios)
yaptırmışlardır. Bu yüzyılda Knidos, şarap ihraç eden önemli bir
ticaret merkezi konumuna gelmiştir. |
 |
 |
İskender’e boyun eğmişler, bundan sonraki dönemlerde de Knidos’un
ismi tarihte pek geçmemiştir. Roma imparatorluğu ile Seleukos Kralı
III.Antiokhos arasındaki savaşta Roma’nın tarafını tutmuş, bu
nedenle de Bergama Krallığı’na katılmıştır. Bizans döneminde sönük
bir yerleşim olarak varlığını sürdürmüştür. Bir süre piskoposluk
merkezi olmuş, M.S.VII.yüzyılda tamamen terk edilmiştir.
|
Knidos’da ilk kazılar İngiliz araştırmacı Charles Newton tarafından
1856-1858 yıllarında yapılmıştır.
Knidos, Antik Çağ’ın önemli bir ticaret merkezi olmasının yanı sıra
aynı zamanda da bir kültür ve sanat kenti de olmuştur. M.Ö.IV.yüzyılın
ünlü heykeltraşı Praxiteles’in Knidos Aphrodite Tapınağı’na yapmış
olduğu Knidos Afroditi, arkeoloji yönünden ünlü bir eser olarak
tanımlanmıştır.
İon kentlerinin katılmasıyla Knidos’ta yapılan dini festivallerde
Aphrodite sanatçılar tarafından sürekli ön planda tutulmuştur. M.Ö.450’de
Polynotos’un duvar resimleri da kentin ününü arttırmıştır. Bunların
yanı sıra gezegenlerin aynı merkeze bağlı olarak hareket eden
yuvarlaklar olduğunu söyleyen ünlü astronom Eudoxos, M.Ö.409-356
yıllarında burada yaşamıştır. İskenderiye Fenerinin mimarı Sastratos
da yine Knidoslu bir sanatçıdır.
Strabon, Knidos’un kıyı boyu ile önündeki adada kurulduğunu
belirtmektedir. Sonradan ada ile kara parçası arasındaki deniz
doldurulmuş, böylece iki ayrı liman elde edilmiştir. Bunlardan,
kuzeyde daha küçük olana “Kuzey Limanı” denmiştir. Bu liman askeri
amaçlı kullanılmıştır. Diğer yandaki güney limanı ise ticaret
gemilerine ayrılmıştır. Bugün buradaki liman ağzını kapayan mendirek
kalıntıları ile kuzey limanındaki kule görülebilir.
Knidos kenti Hippodamos’un ızgara plan düzenine göre kurulmuştur.
Bundan dolayı doğu-batı doğrultusunda birbirine paralel dört geniş
cadde, kuzey-güney doğrultusundaki dik bir cadde ile kesişmiştir.
Arazi konumuna uygun biçimde cadde ve sokaklar bazen merdiven, bazen
de dik birbirlerini kesmişlerdir. Kuzey-güney doğrultusundaki ilk
caddenin batısında agorası yer alır.Askeri limanın kuzeyindeki
agoranın iki tarafına sonraki devirlerde antik taşlardan
yararlanılarak büyük iki kilise yapılmıştır. Kuzeye doğru, Dor
Hexapolisine bağlı kentlerin her dört yılda bir festival
düzenledikleri Apollon Karneios Tapınağı’na ulaşılır. Dor
üslubundaki tapınağın kuzeyinde yapılan kazılarda, dikdörtgen planlı
bir sunak bulunmuştur. Sunağın yer aldığı terasın arkasında ise
Helenistik duvar işçiliğinin örneğini veren bir başka teras daha yer
almaktadır. Oturma kademelerini andıran basamakların da yer aldığı
bu alanda 1972 yılında bir tapınak kalıntısı daha ortaya
çıkarılmıştı. Aphrodite Euploia’ya adandığı sanılan bu tapınak
üzerinde yoğunlaşan kazılar, Knidos antik kenti ile Aphorofite
arasındaki ilişkiyi göstermiştir.
Teraslar halinde akropole doğru yükselen Knidos’un kuzeyinde Bizans
kilisesi Dionysos Tapınağı üzerine yapılmıştır. Yapılan kazı
çalışmalarında bu tapınağa ait bir çok mimari parça ve yazıt
bulunmuştur. Bunların hemen üzerinde Dor üslubunda bir stoa vardır.
Bu stoa, aynı zamanda üzerindeki yapılara hem destek, hem de teras
görevini üstlenmiştir.
Buradaki krepsis üzerinde ise, İmparator Hadrianus döneminde (M.S.117-138)
yapılmış korinth üslubunda bir tapınak daha ortaya çıkmıştır. Bu
tapınakta yapılan incelemeler sırasında, 1967’de açılan bir çukurda
da İmparator Augustos dönemine tarihlenen bir güneş saati ile
karşılaşılmıştır. Tapınağın batısında Helenistik devirde yapıldığı
sanılan tiyatro yer almaktadır.
Knidos’un kıyıya yakın, terası üzerinde kentin en büyük tiyatrosu
görülmektedir. Geç Helenistik dönemde yapılmış olan tiyatro iki
diozamalı olup mermerlerle kaplıydı. Yaklaşık 20.000 kişilik olduğu
sanılmaktadır. Buradaki mermerler XIX.yüzyılın ikinci yarısında
sökülerek İstanbul ve Mısır’a götürülmüştür. Mısır Valisi Kavalalı
Mehmet Ali Paşa yaptıracağı sarayın mermerlerini buradan
sağlamıştır.
Deneter’in kutsal alanı, tiyatronun hemen yakınında bulunuyordu. M.Ö.IV.yüzyılda
ünlü heykeltıraş Proziteles’in yaptığı Demeter heykeli burada
bulunmuş, ancak C.Newton tarafından British Museum’a götürülmüştür.
Demeter kutsal alanının batısında kentin üçüncü küçük tiyatrosu
bulunuyordu. Yaklaşık 10.000 kişi alabilecek ölçüdeki bu tiyatronun
oturma sıraları günümüze pek tahrip olmadan gelebilmiştir.
Iris Cornelia Love, 1969 yılında kentin batı terasında yuvarlak bir
yapı ortaya çıkarmıştır. Plinius, Knidos’ta Aphrodite’nin ünlü
heykelinin her taraftan görülebilecek kutsal bir alanda
bulunduğundan söz etmiş, buna dayanan C.Love ortaya çıkan bu
yuvarlak yapının Aphrodite’ye ait olduğunu düşünmüştür. Burada
yapılan kazılar geç Roma döneminde yapılmış olan yapının altında ana
karaya oturmuş, oldukça büyük bir mekanı daha ortaya çıkarmıştır. Bu
mekanın birbirlerinden farklı ölçülerde, perdahlanmış taşlardan
oluşan duvarları, Helenistik dönemde yapıldığını göstermektedir.
Knidos surlarının günümüze en iyi biçimde gelebilen örnekleri
ticaret limanının iç kısımlarında kalmıştır.
Günümüze oldukça iyi durumda gelebilen, Kerme Körfesi, İstanköy ve
Bodrum’un rahatça izlenebildiği akropol surlarının on beş kule ile
sağlamlaştırıldığı görülmektedir. Limandan antik bir yol ile
ulaşılan akropolün içerisine dört ayrı kapı ile girilmektedir.
Buradaki duvarların örgü teknikleri, surların da dört ayrı dönem
geçirdiğini ortaya koymaktadır. Yanlızca akropolün batısı 70-80 m.
yüksekliğinde duvar benzeri uçurumdan oluştuğundan buraya sur
yapılmamıştır.
Knidos’ta bunların dışında, deniz kıyısında 5.000 kişilik bir de
Odeon bulunmaktadır. Oldukça iyi durumdaki Odeonun restorasyonu
yapılmış, günümüzde bazı gösterilerde yararlanılmaktadır. Kentin
doğusundaki aslanlı anıtın, aslanı ise C.Newton tarafından British
Museum’a götürülmüştür.
|
Tüm kullanım hakları datcarehber.com a aittir. © 2005 datcarehber.com |
|
Tasarım:
jerfi
şirin |
|